Bir Gün Daha

Bugüne kadar benim için görsel dünya, hep durduğum ve baktığım o tek karelik sessizliklerden ibaretti. Ama şimdi, o kareleri hareket ettirmeye, o sessizliği bir hikayeye dönüştürmeye hazırlanıyorum.

Bu yaklaşık iki aylık sancılı bir sürecin, uykusuz gecelerin ve “yapabilir miyim?” sorusuyla verilen kavganın sonucu. Her şey, yeteneğine güvendiğim bir oyuncu arkadaşımın varlığıyla, o ilk cesaret kıvılcımıyla başladı.

Senaryo aşaması bu yolculuğun en dürüst kısmıydı. Ne büyük dramların peşinden koştum ne de bütçemi ve yeteneklerimi aşan devasa prodüksiyonların. Saçma sapan klişelere sığınmak ya da duyguları aşırı dramatize etmek yerine, en bildiğim şeyi; kendimi, arkadaşlarımı, çevremi ve bu neslin o bazen isimsiz kalan hislerini yazmak istedim. Olabildiğince sıradan, olabildiğince kısa ama hepimizin içinden geçen o bir anı anlatmaktı amacım.

Şu an sete çıkmamıza sadece bir hafta kaldı. 16 Nisan, benim için bir takvim yaprağından fazlası; fotoğraftan videoya, bildiğim limandan açık denize geçişin tarihi. Mekanlar bakıldı, ekipmanlar toplandı… Hala netleşmemiş ufak tefek detaylar, ucu açık kalan sorular var ama biliyorum ki bu belirsizlik de bu “testin” bir parçası.

Mezuniyetten hemen önce kendime sorduğum o sorunun cevabını aramaya başlıyorum: Sadece bakıyor muyum, yoksa anlatabiliyor muyum? Bu bir başarı hikayesi vaadi değil; hatalarıyla, eksikleriyle ve ilk kez denemenin getirdiği o ham heyecanla, kendimi vizörün yeni dilinde bulma çabasıdır. Şimdiye kadar amacım, kimsenin göremediğini görmek değil; hissedilemeyeni hissettirmekti ve bunu tek bir ana sığan fotoğraflarla yapıyordum. Bu testin asıl meselesi de burada başlıyor: Fotoğrafta verdiğim o vaadi, şimdi bir filmde, o akışın ve hareketin içinde de gerçekleştirebilecek miyim?

About the blog

RAW is a WordPress blog theme design inspired by the Brutalist concepts from the homonymous Architectural movement.

Get updated

Subscribe to our newsletter and receive our very latest news.

← Geri

Yanıtınız için teşekkür ederiz. ✨